Simone de Beauvoir Kimdir?

Simone de Beauvoir çoğu kişi tarafından Jean-Paul Sartre’ın büyük aşkı olarak tanısa da bu Simone de Beauvoir’un karakteri için kabul edilemez bir tanımlamadır.

Kendisi yazar ve feminist filozof, roman, felsefe politik ve sosyal deneme, biyografi ve otobiyografi yazarı, gazeteci gibi pek çok işi bir arada yapan bağımsızlığa doğru yürümüş bir  kadındır.

Simone de Beauvoir Kimdir?

Simone de Beauvoir Kimdir?

Simone de Beauvoir 9 Ocak 1908’de Paris’te Georges Bertrand ve Françoise (Brasseur) de Beauvoir çiftinin kızı olarak dünyaya gelmiştir. Geleneksel bir ailenin büyük kızıdır. Otobiyografisinin ilk bölümünde (Bir Genç Kızın Anıları) dinine ve ülkesine bağlı ataerkil bir ailenin sorumluluklarla donatılmış kızı olarak yaşadığı dönemden bahseder. Kişiliğinin koyu katolik annesinin ve bilinemezci babasının karşıtı olarak şekillendiği söylenebilir.

Çocukluk ve ergenlik çağını etkileyen iki ilişkisinden biri kardeşi Helen diğeri arkadaşı Zaza ile olan ilişkisidir. Helen’in küçüklüğünden itibaren ona sürekli bir şeyler öğretmeye onu yetiştirmeye çalışmış ilişkisinde öğretici bir kaygı içinde olmuştur. Zaza ise trajik yaşamı ve ölümü ile Simone’nun karşılaştığı ilk sorunu oluşturuyordu.

L’ecrivain Simone de Beauvoir (1908-1986) c. 1946 a Paris, sans doute a St Germain des Pres — French writer Simone de Beauvoir (1908-1986) c. 1946 in Paris

Matematik ve felsefede Baccalauréat sınavını geçtikten sonra Katolik Enstitüsü’nde matematik öğrenimi ve Saınte Marie Enstitüsünde yabancı dillerde yazın eğitimi gördü. Daha sonra Sorbonne’da felsefe eğitimi aldı. 1929’da seçkin Ecole Normale Superieure’ye kayıt olan ve Sorbonne’da kurs almakta olan Jean-Paul Sartre ile tanışır. Beavuvoir’un Ecole Normele’de eğitim gördüğü yanlış ve yaygın olan bir bilgidir. Ancak bu okuldaki Sartre ve felsefe gurubundaki diğer insanlar tarafından iyi tanınmaktadır. 1929’da felsefede Agregation başaran en genç öğrenci olur. Sartre o yıl birinci olur, Simone ise ikinci. Sorbonne’da iken hayatı boyunca bilinecek lakabı Castor(Cesur)u edinecektir. 1943 yılında Simone Konuk Kız (L’Invitée) adlı Rouen okulundaki öğrencilerinden Olga Kosakiewicz ile olan kronik lezbiyen ilişkisinin öyküsünü yayınladı. Bu öykü aynı zamanda de Beauvoir ile Sartre arasındaki karmaşık ilişkiyi ve ilişkinin bu üçlü ilişkiden nasıl zarar gördüğünü anlatır.

II. Dünya Savaşı’ndan sonra De Beauvoir Sartre’ın Maurice Merleau-Ponty ve diğer arkadaşları ile kurduğu Modern Zamanlar (Les Temps Modernes ) adlı politik gazetede çalışmaya başladı. De Beauvoir bu gazetede kendini geliştirdi ve ölümüne kadar editör olarak çalışmaya devam etti.

Simone de Beauvoir’ın Hayatı

Belirsizlik Ahlakı Üzerine (Pour Une Morale de L’ambiguïté , 1947) kitabında Fransız varoluşçuluğu etkileri fark edilmektedir. Kitapta çok sade bir biçimde Sartre’ın olmak ve hiçlik felsefeleri arasındaki geniş açıyı göstermektedir.

“Ciddi insan” en yaygın kaçışın örneğidir çünkü tüm özgürlüğünü objektif bir dış standarda dayandırmak ister ve onu kayıtsız şartsız, mutlak değerlerin emrine verir. Ciddi yaklaşımın bütünleşmek istediği obje önemli değildir; general için Askeriye, aktris için Şöhret, siyasetçi için Güç olabilir. Önemli olan, benliğin bunların içinde kaybolmasıdır.

Beauvoir’ın düşüncesine göre özgürlükten kaynaklanmayan, özgürlüğü hedef almayan tüm eylemler anlamını yitirmektedir. Bu anlamda ciddi insan, samimiyetsizliğin en temel örneğidir, zira özgürlüğü kucaklamak yerine kendini harici bir idole kaptırıp yitirir. Ciddi yaklaşım, “Dava”nın onu oluşturan insanlardan daha çok vurgulanmasıyla despotluk ve baskıya yol açar.

Bir başka samimiyetsiz tutum da, düş kırıklığı yaratmış ciddiyetin kendini hedef almasıyla ortaya çıkan “nihilist” yaklaşımdır. Sözgelimi, general askerliğin sahte bir idol olduğunu, varoluşuna anlamlı bir gerekçe oluşturmadığını anlayınca nihilizme sığınıp dünyanın herhangi bir anlamdan yoksun olduğunu iddia eder. Özgürlük kavramı bir kez daha değerini yitirmiştir.

Görüşü

Simone de Beauvoir kadın haklarını felsefi açıdan irdeleyen ilk feminist yazar olma özelliğini 1949 yılında yayınlanan Le Deuxiéme Sexe – Kadın, İkinci Seks adlı eserine borçludur. Orijinal haliyle iki cilt olarak basılan eserin ilk bölümü “gerçekler ve efsaneler” üzerine kuruludur. Yazara göre kadınların biyolojik farklılıkları, gebelik ve annelik dönemleri, onlara farklı sorumluluklar yüklese de gerçekte bir dezavantaj olarak değerlendirilmemelidir. Ayrıca cinsiyetlerinden kaynaklanan bu özellikleri, kadınların hak ve özgürlüklerine sınırlamalar getirilmesi ve bireysel farklılıklarının yok sayılması için bir gerekçe teşkil edemez.

Simone de Beauvoir Kimdir?

İşte bu inançla Beauvoir, ikinci cilde “Kadın doğulmaz, kadın olunur”  diyerek başlar. Bu eserin yetersiz ve içeriğini tam olarak yansıtamadan İngilizceye çevrilmiş olması uzun süre değerinin ortaya çıkmasını engellese de sonunda hak yerini bulur, yeniden İngilizceye tercüme edilir ve ölümünden sonra Beauvoir’ın ünü yayılmaya devam eder.

Kendisini feminist olarak sınıflandırmasa da Beauvoir hayatı boyunca özgürlüğünden ödün vermemiş, Jean-Paul ile süren ilişkisi, hayatına başka kadın ve erkeklerin girmesini engellememiştir.

Bu maceraların en çok iz bırakanı bir Amerika seyahati sırasında Chicago’da tanıştığı yazar Nelson Algren ile yaşadığı ilişkidir. İkisi de kırklı yaşlarına girerken Chicago’nun kenar mahallelerinde, sokak barlarında geçirdikleri üç gün Simone’u çok etkiler. Birçok kereler yeniden buluşsalar da Nelson’un Paris’e gelmek istemeyişi, Simone’un Sartre’dan kopmayı göze alamaması bu tutkulu aşkın sonunu getirir ve Nelson tüm ısrarlarına ve yakarışlarına rağmen Simone’u terk eder.

1980 yılında Sartre öldükten sonra Beauvoir’ın da sağlık durumu kötüleşmeye başlar. O da hayat arkadaşı Sartre gibi uzun çalışma saatlerinde uyanık kalabilmek uğruna uyarıcı ilaçlar kullanmış, vücudunu yıpratmıştır. Sartre’ın anısına yazdığı Adieux – Sartre’a Veda(1981) son eseri olur.

Simone de Beauvoir Kimdir?

Eserleri

  • Konuk Kız (1943)
  • Pyrrhus ve Cineas (1944)
  • Başkalarının Kanı (1945)
  • Kim Ölecek? (1945)
  • Her Erkek Ölümlüdür (1946)
  • Belirsizlik Ahlakı Üzerine (1947)
  • İkinci Cins (1949)
  • Gün gün Amerika (1954)
  • Mandarinler (1954)
  • Sade’ı Yakmalı mı? (1955)
  • Uzun Yürüyüş (1957)
  • Bir Genç Kızın Anıları (1958)
  • Yaşlılık (1960)
  • Sessiz Bir Ölüm (1964)
  • Les Belles Images (1966)
  • The Woman Destroyed (1967)
  • Yaşlılık (1970)
  • Hesap Tamam (1972)
  • When Things of the Spirit Come First (1979)
  • Veda Töreni (1981)
  • Sartre’a Mektuplar (1990)
  • Aşk Mektupları (Nelson Algren’e) (1998),

Sözleri

  •  “Ne bekliyoruz öyleyse, başka birini mi? Sonu gelmeyen bir oluşun içinden, bizi alıp uzaklara götürebilir mi başkası? Bunu ondan beklemek haksızlık olur doğrusu. ”
  • “Bu aralar daha çok okumalıyım, yoksa hüzünleneceğim.”
  • “Kadını götürüp mutfağa ya da süslenme odasına kapatıyor, sonra da ufkunun darlığına şaşırıyoruz; kanatlarını kesiyoruz, sonra da uçamıyor diye yakınıyoruz.”
  • “Sadece erkek değildir kadını ezen. Kadın kendi hayatından sorumlu olmaktan vazgeçerek kendi kendini de eziyor.”
  • “Öyle aç gözlüyüm ki, yaşamdan her şeyi istiyorum; hem bir sürü arkadaşım olsun, hem de yalnız kalabileyim istiyorum.”
  • ”İnsan kadın olarak dünyaya gelmez, zamanla kadın olur.”
  • ”Ömrümde ilk kez iyinin doğru ile aynı anlama gelmediğini farkettim.”
  • ”Felsefeci hiç birşey bilmediğini bildiği ve bilmeye değer hiçbir şey olmadığını anladığı noktaya ulaşınca, herşeyi bilmiş oluyordu.”

 

Virginia Woolf Kimdir?

Hakkında Sinem Sevgi

Sinem Sevgi
-Biliyor musun, insanları öldürüyorum Portuga. -Bunu nasıl yapıyorsun Zeze? -Onları unutarak. Şeker Portakalı sinem@feyabu.com

Buna da Göz Atın

Domatesli Pilav Tarifi

Aynı lezzetlerden sıkıldınız mı? Yemeklerimizin vazgeçilmezi pilav için farklı bir lezzet arayanlar işte size harika …

Kış Çayı Tarifi

Havaların soğumasıyla birlikte grip ve nezle gibi hastalıklar da yüzünü gösterdi. Bu hastalıklara karşı faydası …

Burçların Aşık Olma Belirtileri

  Size aşık olduğunuzda nasıl anlarsınız? Ya da aşık olduğunuzu belli eden davranışlar neler? İşte …

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: